İçeriğe geç

Neleri bilmediğini bilmek kimin sözü ?

Neleri Bilmediğini Bilmek Kimin Sözü?

Hayatın bazı noktasında, “ne kadar çok şey bildiğimi düşündümse, o kadar az şey bildiğimi fark ettim” gibi bir hissiyatla karşılaşırsınız. Bu, bilginin sınırlarını keşfetmekle ilgili derin bir düşüncedir. Peki, bu ifadeyi kim söyledi? En ünlü haliyle, antik Yunan filozofu Sokrat’tan gelen bu söz, tam olarak “Neleri bilmediğini bilmek” kavramının en net tanımıdır.

Sokrat’ın Bilinçli Bilgisizlik Felsefesi

Sokrat’ın, “Bilen kişi, bilmediğini bilen kişidir” şeklindeki görüşü, aslında bilimsel bir bakış açısının temel taşlarından birini oluşturur. Bu anlayış, kişinin bilgiye sahip olduğu kadar, bilgiye sahip olamayacağı alanların farkında olması gerektiğini vurgular. Basit bir şekilde açıklamak gerekirse: Bilgiyi ve yetkinliği olan bir kişi, aynı zamanda “bilmediği şeyleri” de fark edebilen kişidir.

Bir Çalışma Alanındaki Bilgiyi Keşfetmek ve Gelişmek

Örneğin, ben bir akademisyenim ve üniversitede çalışıyorum. Bu alanda yıllarca eğitim aldım ve sayısız makale okudum. Ancak ne zaman bir araştırma yapmaya başlasam, “bu konuda kesinlikle bildiklerim var” dediğim noktada bile, daha önce hiç düşünmediğim yeni sorularla karşılaşıyorum. O zaman Sokrat’ın felsefesini anımsıyorum. Bazen “ne kadar fazla şey biliyorum” dediğimizde, aslında bilmediğimiz o kadar çok şeyin olduğunu fark ediyorum.

Neyi Bilmediğimizi Nasıl Biliriz?

Peki, “neleri bilmediğini bilmek” dediğimizde tam olarak ne anlıyoruz? En basit haliyle, bir konuda bilgi sahibi olmak, o konuda hangi noktaların hala keşfedilmemiş olduğuna da hâkim olmayı gerektirir. Bilgi dağarcığınızı geliştirdikçe, her yeni öğrendiğiniz şeyin ardından “acaba bu konuda başka neler var?” diye sorular sormaya başlarsınız.

Birçok kez karşılaştığınız klasik bir örnek vardır: Hiçbirimiz gökyüzünün derinliklerinde tam olarak neler olduğunu bilemeyiz, ama astronomi hakkında ne kadar çok bilgi edinirsek, o kadar fazla “bilmediğimiz” alan ortaya çıkar. Bu, bilimsel bir evrim sürecidir.

Her Şeyin Sınırlarını Görebilmek

İlginç bir şekilde, bir konuda ne kadar fazla bilgi edinirseniz, o kadar çok sınırını fark edersiniz. Bu, günlük yaşamda da sıkça rastlanan bir durumdur. Mesela, bir konuya baştan başlamış biri, başlangıç seviyesindeki bilgileriyle, o alandaki sınırlarını bilmeyebilir. Ama ne kadar derine iner ve o konuda daha fazla şey öğrenirse, “bu konunun şu tarafını daha önce fark etmemiştim” gibi farkındalıklar geliştirir.

Aynı mantık, bilimsel araştırmalarda da geçerlidir. Bir araştırmacı olarak, sürekli yeni bilgileri toplar, eski bilgileri sorgular ve daha önce dikkate almadığı detayları keşfeder. Hangi soruları sormamız gerektiğini bilmek, doğru bilgiye ulaşmak için en önemli adımdır.

“Bilmiyorum” Dediğinde Ne Olur?

Günümüzde pek çok kişi, bir konuda “bilmiyorum” demekten çekinir. Ancak, aslında bu, bilimsel dünyada bir erdemdir. Bilmediğimiz şeyleri bilmek, aslında bilgiye aç bir yaklaşım sergilemektir. Tıpkı Sokrat’ın dediği gibi, her yeni bilginin arkasında bir “bilmediğimiz şey” yatar. Bu, sadece düşünsel bir farkındalık değil, aynı zamanda büyüme ve gelişim için bir fırsattır.

Sonuç: Bilgi Sınırsızdır, Ama Farkındalık Sınırlıdır

Sonuç olarak, “Neleri bilmediğini bilmek” felsefesi, bilgiye dair sağlıklı bir yaklaşımı temsil eder. Bilgi, sürekli gelişen ve değişen bir yapıdır. Bu yüzden bilgiye yaklaşırken, aslında bilgiye ulaşmanın da bir sınırının olabileceğini unutmamak gerekir. Sokrat’ın bu öğüdü, hem akademik alanda hem de günlük hayatımızda kendimizi sürekli geliştirmek için bir yol göstericidir. Sonuç olarak, ne kadar bildiğinizi düşündüğünüzde, aslında ne kadar az şey bildiğinizi fark edersiniz, ve bu farkındalık sizi her zaman daha ileriye taşır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://ilbetgir.net/betexper yeni giriş