Kıblemiz Neresi? Herkesin hayatında bir kıble vardır, öyle ya da böyle. Bu sadece dini bir kavram değil; bazen bir hedef, bazen bir değer, bazen de kaybolduğumuzda dönmek istediğimiz bir yer olabilir. Peki, “Kıblemiz neresi?” sorusu gerçekten ne anlama geliyor? Bu soruyu hem kişisel, hem de toplumsal açıdan düşündüğümüzde oldukça derin bir anlam taşıyor. Ankara’da büyüdüm, ekonomi okudum ve veriyle uğraşıyorum. Bu yazıda, hem verilerin hem de hikayelerin iç içe geçtiği bir bakış açısıyla bu soruya farklı açılardan yaklaşacağım. Kıbleye Yolculuk: Çocukluk Hatıraları ve Aile İlk olarak çocukluğuma dönelim. Çocukken, kıblemiz hep evin içinde, annemin öğrettikleriyle şekillenirdi. Namaz kılarken dua edilen…
Yorum BırakDüşünce ve İlham Yazılar
Karadeniz’in Yöresel Yemekleri: Ekonomik Bir Perspektiften İnceleme İnsanlar her gün birçok karar verir; bu kararlar, genellikle kaynakların kıtlığı ve bu kaynakların en verimli nasıl kullanılacağına dair düşünceler etrafında şekillenir. Her seçim, bir fırsat maliyetine sahip olup, bu maliyet, bazen göz ardı edilen bir alternatifin getirdiği potansiyel faydadır. Karadeniz’in yöresel yemekleri, sadece birer kültürel zenginlik değil, aynı zamanda bölgesel ekonominin şekillenmesinde önemli bir rol oynayan unsurlardır. Ancak bu yemeklerin üretilmesi, tüketilmesi ve ekonomik değer kazanması da, birçok ekonomik faktörle doğrudan ilişkilidir. Karadeniz’in yöresel yemeklerini ve bu yemeklerin ekonomiye olan etkilerini mikroekonomi, makroekonomi ve davranışsal ekonomi perspektifinden incelemek, bu bölgenin ekonomik yapısını…
Yorum BırakHz. İbrahim Kimin Soyundan Gelmiştir? Edebiyat Perspektifinden Bir İnceleme Edebiyat, insanın varlık dünyasında derinlemesine bir yolculuğa çıkmasını sağlayan, duyguları ve düşünceleri şekillendiren güçlü bir araçtır. Her bir kelime, bir hikayenin gücüyle insan ruhuna dokunabilir, zihinleri dönüştürebilir. Edebiyatın, yalnızca gerçekliği değil, aynı zamanda insanın içsel dünyasını da anlamamıza olanak tanıyan bir büyüsü vardır. Bu büyü, zaman zaman geçmişe uzanarak, tarihi ve mitolojik figürleri bugüne taşır. Hz. İbrahim’in soyunun ne olduğunu sorgulamak, bir edebiyatçının kaleminden doğacak derinlikli bir anlam arayışına dönüşebilir. Çünkü bu soru, hem tarihsel hem de kültürel bir bağlamda, insanlığın kendisini nasıl tanımladığına dair önemli izler taşır. Hz. İbrahim, yalnızca…
Yorum BırakEflak Boğdan Hangi Padişah Aldı? Antropolojik Bir Perspektiften Tarihi anlamak, bazen sadece zaferlerle ve savaşlarla sınırlı kalmaz; kültürler arası etkileşim, iktidar mücadeleleri ve kimlik oluşumlarıyla da şekillenir. Eflak ve Boğdan, Osmanlı İmparatorluğu’nun Batı ve Doğu arasında uzanan çok kültürlü yapısının önemli parçalarından biriydi. Bu topraklar, yalnızca askeri zaferlerin değil, kültürel bağların, ekonomik sistemlerin ve kimliklerin kesişim noktalarındaydı. Bir başka deyişle, Eflak Boğdan’ın kimler tarafından alındığı ve nasıl yönetildiği meselesi, sadece bir askeri fetih meselesi değil; farklı kültürlerin bir arada yaşadığı ve birbirini dönüştürdüğü bir tarihsel süreçtir. Bu yazıda, Eflak Boğdan’ın Osmanlı İmparatorluğu’na katılma sürecini, yalnızca tarihsel bir olay olarak değil,…
Yorum BırakArdyz Kaçtan Bölündü? Etik, Epistemoloji ve Ontoloji Perspektiflerinden İnceleme Giriş: Düşündüren Bir Soruyla Başlamak Bir insan hayatı, bir nehrin akışına benzer. Nehrin her akışında, farklı köylerin, şehirlerin ve doğal yaşamın izleriyle karşılaşırız. Her bir akış, kendi içinde bir sistem, bir bütünlük taşır; fakat bu sistem, her zaman aynı hızda veya aynı şekilde akar mı? İnsanlar, bu akışı izlerken, çoğu zaman büyük sorulara kapılırlar: “Kimim? Nereden geldim? Nereye gidiyorum?” Felsefe, tam da bu soruları sorarak insanın varoluşunu, değerlerini ve bilgiye yaklaşımını anlamaya çalışır. “Ardyz kaçtan bölündü?” sorusu, belki de bugünün toplumsal ve bireysel anlayışlarını anlamanın bir yoludur. Bu soru, sadece bir…
Yorum BırakAntep Şivesi ve “Soyka” Kavramı: Edebiyatın Gücü ve Kelimenin Dönüştürücü Etkisi Giriş: Kelimelerin Dönüştürücü Gücü Kelimeler, hayatımıza anlam katmanın ötesinde, zaman zaman gerçeklik algımızı şekillendiren, iç dünyamıza derin izler bırakan ve bazen de bir toplumu tanımlayan araçlardır. Her bir kelime, belirli bir kültürün, bir toplumun ya da bir bireyin gözlemlerinin, deneyimlerinin ve duygularının izlerini taşır. Edebiyatın gücü, kelimelerin bu çok katmanlı anlamlarını açığa çıkarmasında, bir metnin içsel zenginliğini keşfetmemize olanak tanımasında yatar. İşte bu nedenle, herhangi bir şive, diyalekt ya da kelime, yalnızca seslerle değil, anlamlarla da şekillenir. Antep şivesinde sıkça duyduğumuz “soykâ” kelimesi de, bu anlam dünyasının içinde yer…
Yorum BırakAgresif Kelimesinin Türkçesi Konuşkan Mıdır? Eğitimde Öğrenme ve Toplumsal Dönüşüm İnsanlık tarihi boyunca, öğrenme süreci sadece bilgi edinmekten çok daha fazlasını ifade etmiştir. Öğrenmek, bir bakıma bireyin ve toplumun dönüşümüdür. Her yeni bilgi, hem bireyin dünyasını genişletir hem de toplumsal yapıyı dönüştürür. Bu yüzden eğitim, sadece okullarda gerçekleşen bir olgu olmanın ötesine geçer; hayatın her alanında, her yaşta, her deneyimde kendini gösterir. Bu yazıda, eğitimde dilin rolünü ve öğrenmenin toplumsal etkilerini irdeleyeceğiz. “Agresif kelimesinin Türkçesi konuşkan mıdır?” sorusu, görünüşte basit gibi durabilir, ancak pedagojik açıdan oldukça derin anlamlar taşır. Dilin gücü, öğrenme süreçlerinin şekillenmesinde ne denli etkili olduğunu anlamak için,…
Yorum BırakEn Çok Göl Hangi İldedir? Türkiye’nin Göllerine Farklı Perspektiflerden Bir Bakış Bir gün Konya’da yürürken aklıma bir soru takıldı: En çok göl hangi ildedir? Bu, kulağa basit bir soru gibi gelse de, düşündükçe cevabının çok da basit olmadığını fark ettim. Konya, düzlükleriyle ünlü bir şehir olduğu için, göller konusunda çok fazla alternatif sunmuyor. Ama Türkiye’nin dört bir yanında göllerin varlığı, her ilde farklı bakış açılarıyla ele alınabilir. Hem mühendislik bakış açısıyla hem de insani, duygusal bir perspektiften bu soruyu irdelemek istedim. 1. Bilimsel ve Coğrafi Bakış: Göllerin Sayısı ve Dağılımı İçimdeki mühendis der ki: “Bu tür bir soruya yaklaşırken verileri…
Yorum BırakVücut Oruçla Kaç Günde Alışır? Ekonomik Bir Bakış Hayatın temelinde yatan bir gerçek vardır: kaynaklar sınırlıdır ve her seçim bir fırsat maliyeti taşır. Hem kişisel hem de toplumsal düzeyde, kararlarımızı verirken bu sınırlamaların ve sonuçlarının farkında olmak, daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir yaşam sürmemizi sağlayabilir. Vücut orucu gibi bir uygulamaya başladığınızda da, aslında benzer bir mantık devreye girer. Oruç, bedeninize ve zihninize bir çeşit kıtlık deneyimi sunar ve bu süreç, ekonomik bir bakış açısıyla analiz edilebilir. Peki, vücut oruca kaç günde alışır? Bu soruyu, ekonomik bir bakış açısıyla – mikroekonomi, makroekonomi ve davranışsal ekonomi perspektiflerinden ele alalım. Vücut Oruçla Ne…
Yorum BırakAt Gibi Kadın Nedir? Edebiyatın Çağrışımsal Gücü Üzerine Bir Yolculuk Bir sözcük, bir imge, bir benzetme… Edebiyatın büyüsü, sıradan görünen ifadelere derin anlamlar yükleyebilmesindedir. “At gibi kadın” ifadesi duyulunca ilk bakışta imgeler çağrışır: güç, hürriyet, hız, narin ama aynı zamanda dayanıklı bir varoluş. Ancak bu basit metafor, edebiyatın çoğulcu evreninde farklı metinler, karakterler ve temalar aracılığıyla çözümlendiğinde çok daha zengin anlamlara kavuşur. Kelimelerin gücü, imgelerin ve sembollerin dönüştürücü etkisi ile bu ifadenin içinde neyin anlatılmak istendiğini birlikte araştıracağız. Edebiyat, sadece “ne anlatıldığını” değil, “nasıl anlatıldığını” inceler. Bir benzetme, anlatı teknikleri ile şekillendiğinde, okur zihninde beklenmedik duygusal ve düşünsel tepkiler doğurur.…
Yorum Bırak